"Sanatçının bir tahtası mutlaka eksik" olmalı derdi. Bir yanı hayal gücünü öne çıkarsa da diğer yanıyla toplumun gerçeklerinden uzak kalmadı.
İstanbul ve Paris arasında geçirdiği yıllarda onlarca sergi açtı. 1980'li yıllarda kendine ait bir resim anlayışı geliştirdi.