Cüneyt Arkın, eşinin son derece vefakar olduğunu da her zaman vurgulardı. İki yıl hasta yattığı sırada onu bir dakika bile bırakmadığını, hatta sık sık kahrını çektiğini de söylerdi.
VEFA DOLU BİR AŞK
Yine Arkın’ın bir röportajda anlattıklarına kulak verelim:
“Benim bir s-arhoşluk dönemim oldu. Melek gelse çekmezdi, sabır taşı olsa çatlardı ama o ses çıkarmadı. Betül sayesinde vazgeçtim i-çkiden. Çok abartırdım. O olmasa s-arhoş, al-kolik bir adam olarak çürür giderdim.”
Betül Hanım ise hep sabırlı olduğunu, bu dönemin biteceğine inandığını ve bu yüzden dayandığını anlatıyordu o günlerden bahsederken.
Betül Hanım, eşini kıskandığını ama bunu ona hiç belli etmediğini de belirtiyor ve diyor ki:
“Dünya yakışıklısı adam. İnsan bakmaya kıyamıyordu.”
ALDATMAK AKLINDAN BİLE GEÇMEDİ
Cüneyt Arkın kimi zaman “bebek” dediği eşini kimi zaman da “papatya” diye çağırıyordu. İ-lişkilerinde romantizme önem verdiğini hatta sık sık eşi için şiirler yazdığını da söylerdi.
Cüneyt Arkın’ın yine aynı röportajda söylediğine göre eşini aldatmayı aklından bile geçirmediğini şu cümlelerle anlatıyor:
“Senin için ömrünü vermeye hazır bir ka-dın varken, ne olduğunu bilmediğin bir başka k-adına nasıl yamulursun? Böyle k-adını insan aldatmaya utanır.”
Betül Arkın, gerçek adı Fahrettin Cüreklibatır olan eşini bu şekilde çağırıyordu. “O sizin için Cüneyt Arkın, benim için ise Fahrettin Cüreklibatır.” diyordu.